Türkiye’de araştırma sektörü dünyaya göre daha kısa bir tarihe sahip. Sektörün büyümesindeki hızlanmada en önemli pay, doğrudan ya da ortaklık kurarak Türkiye pazarına giren çok uluslu şirketlerindir.

Bu değişim, araştırmacıların müşterilerine sundukları modelleri geliştirmelerine hizmet etti. Bu modeller hem araştırmayı kullananlara hem de araştırmacılara fayda sağladılar.

Ama bu süreç içinde bir nokta gözden kaçtı: Modeli müşteriye uyarlama.

Bu tür modellerin sürecinde şu aşamaları gözlemliyoruz:
1. Araştırmacı müşterisini ziyarete gidiyor. Müşterinin sektörü spesifik bir sektörmüş, firmanın pazardaki konumu farklıymış, bunları gözetmeksizin bir tüp gaz firmasına da mücevher firmasına da noktası virgülüne kadar aynı model dosyası ile gidiyor.
2. Müşteri bazen itiraz etmeye kalkıyor: “Ben şunun da etkisini görmek istiyorum; bu bizim kurumsal vizyonumuzu gösteriyor”. Elbette tüm araştırmacılar böyledir demek istemiyoruz ama çoğu kez araştırmacı bu modelin standart bir model olduğunu, ekleme veya çıkarma yapılırsa modelin çalışmayabileceğini (ki bu bazı durumlarda çok doğrudur), hatta zaman zaman analizlerin yurtdışında yapıldığını, o nedenle böyle bir değişikliğin mümkün olmadığını belirtiyor.
3. Ya da istekler, bir biçimde araştırmaya dahil ediliyor, ancak yine çoğunlukla modelden bağımsız inceleniyor; yani bir eklenti olmaktan öteye gitmiyor.     

Yazının devamı »